UZAYDA HAYAT VAR MI?
Uzay´da melek ve ruhanilerin varlığı, yer yüzünde insan ve hayvanların varlığı kadar kesindir, denilebilir. Kur´an-ı Kerim, bu gerçeği sayısız ayetlerde anlatır. Çağdaş bir kelamcı ve çağımızın en orijinal Kur´an yorumcularından olan Saidi Nursi, "Sözler" adlı eserinin 33 bölümünden birini tamamen, ´Melekler, ruhaniler ve uzayda hayat´ konusuna ayırmış. 29. Söz´ün tamamında bu meseleyi isbat etmeye çalışmıştı.. Burada dikkatimizi en çok çeken bir cümle var ki, bu çalışmamızın da kalbini teşkil ediyor. Ona göre, çok değişik cins ve türdeki uzaylıların tamamına, Kur´an tarafından ´Melek´ ve ´Ruhani´ diye isimlendirilmişlerdir.. İlerde melek ve ruhani kelimelerini ele aldığımızda göreceğiz ki, melek nisbeten nesnel varlıkların, ruhani tamamen soyut varlıkların adıdır.. Şimdi, Saidi Nursi´nin, Kadir Suresi´nin "O (gecede) melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle yeryüzüne inerler" mealindeki ayetinin yorumunu yaptığı bölümden bir pasaj aktaralım..
"Hakikat katiyyen gerektirir ve hikmet kesin kes ister ki, yer yüzü gibi, uzayın da -hem de bilinçli- sekeneleri (oturanları) bulunsun.. Ve o sekeneler yaradılış bakımından oturdukları yıldızlara uygun yaradılışta olsun. Kur´an bütün bu yaratıkları melek ve ruhaniler diye isimlendiriyor.." Evet işin gerçeği bunu gerektiriyor. Uzayda bizim gibi bilinçli canlılar var ve olmalıdır.. Nitekim, dünyamızın, -küçüklüğü ve basitliğine rağmen- bilinçli yaratıklarla dop dolu olması ve üstelik zaman zaman boşaltılıp yeniden doldurulması bize şu gerçeği açıklar; Yıldızlarla ve burçlarla bezenmiş uzay da şuurlu ve idrak sahibi yaratıklarla dop doludur.. O yaratıklar da, tıpkı insanlar ve cinler gibi şu muhteşem kainatın seyircileri, gözetleyicileri ve yorumcularıdırlar.. Uzayın yapısı, niceliği ve niteliği, böyle yaratıkların varlığını gerektiriyor, zorunlu kılıyor.
Evrenin bu muhteşem varlığı çaplı ve geniş bir tefekkürü, onu tam anlamıyla kavrayacak bir kulluğu gerektirir. Oysa insanlar ve Cinler, bu tefekkİr ve kulluğun milyonda belki birini bile yapamıyorlar.. Bu muhteşem yaradılışı daha üst bir şuurla temaşa edecek ve onun Yaratıcı´sına karşı şükranlarını sunacak daha üstün formda yaratılmış varlıklara ihtiyaç vardır.. Meleki ve ruhaniler de bunlardandır...
"Bazı hadislerin bize verdiği işaretlerden şunu anlıyoruz ki, bu yaratıklar, uzayda başıboş gibi görünen seyyar cisimleri-meteor, bulut ve tanımlanamayan sair uçan cisimleri-yıldızları-karanlıkta hızla akıp gittikleri için yıldız şeklinde algıladığımız UFO´ları da bu çerçeveye sokabiliriz-binek olarak kullanıp evrenimizde olup bitenleri temaşa ediyorlar.. O varlıklar, bu seyyarelere-hızla akıp giden, görünüp ve bir anda yok olabilen şeyler-binerek, yaşadığımız şu nesnel dünyayı gözetlerler. Bineklerinin tesbihatını yaparlar.." (Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Mukaddime) (Burada Seyyare kelimesine küçük bir not düşelim. Teyyare, uçan kanatlı nesnelere verilen isimdir. Seyyare ise, uçmaktan çok son derece büyük bir hızla akıp giden kanatsız vasıtaları anlatmaktadır.. Her ikisi de ´binek´ diye anılmaktadır. Acaba, UFO´ya -yani İngilizce´deki, Tanımlanamayan Uçan Cisim´e- tek kelimelik bir isim verilmek istenseydi Seyyare´den uygun ne bulabilirdik?) Yukarıda Saidi Nursi´den aldığımız metinde bir tek şey yaptçk. Bilinen klasik ifadelerin yerine -mesela, sema yerine uzay, şuur yerine bilinç gibi- günümüzde kullanılan kelimeleri yerleştirdik. Ve gördük ki, "pekala uzaylılar var" ve üstelik bizi gözetliyorlar.. Hatta bir hadiste peygamberimiz, "Cennet ehli, yeşil ´kuş´ların ´cevf´lerine binerek cennet yurdunu gezecekler" diyor.. Arapça´da ´tare´ ´uçtu´ demektir. ´Tayr´ ise uçan şeye verilen ad. Eh geçmişte bir tek kuşlar uçtuğu için de Kur´an´da ve hadiste ´tayr´ kelimesinin geçtiği her yerde bu kelime ´kuş´ olarak isimlendirilmiş.., Kur´an´ın belirttiğine göre Hz. İsa, imana çağırdığı insanlara şöyle diyordu; "Ben size çamurdan kuşa benzer bir şey yaparım. Sonra ona kendi ruhumdan İflerim -yani enerji yüklerim- o da Allah´ın izniyle uçar" diyordu.. Demek ki, her uçan kuş değildi ve her ´tayr´ kelimesiyle ifade edilen şeyin illa da kuş olması gerekmiyordu..
Cevf ise, ´boşluk, çukur, oyuk, iç boşluk´ anlamındadır. Eğer siz ´tayr´ kelimesinin yerine ´uzay aracı´ veya ´uçan cisim´; ´cevf´ kelimesinin yerine de ´pilot kabini´ kelimelerini yerleştirirseniz, yukarıda bahsi geçen hadisi, "Cennet halkı, yeşil renkli-yeşilin, temiz bir çevrenin sembolü olduğunu unutmayalım-uçan araçlara binip kabininden cennet yurdunu temaşa ederler" şeklinde tercüme edebilirsiniz. Tuhaftır bu hadis, nedense bana hep Jetgiller´i hatırlatmıştır.. Öyle ise çıkıp, evrenimizi bizimle paylaşan uzaylılar vardır ve bunlar kullandıkları ´seyyareler´le (UFO´larla) bizi temaşa ediyor yani izliyor ve hatta, bozgunculuğumuzu önlemek ve dünyamızı korumak için bizi gözetliyorlar dersek, abartılı bir ifade kullanmış olmayız..
UFO Nedir?
Pek çok insan UFOları başka dünyalardan gelen, disk şeklindeki araçlar olarak tarif eder. Ancak teknik olarak; tanımlanan kadar, yani IFO (Identified Flying Object) olana kadar, bütün bunlar birer UFO yani Unidentified Flying Object'tir.
Dünya bu cisimleri ilk kez 1896 yılında tartışmaya başladı. O yıl yüzlerce insan tarafından görünen ışıklı ark şeklindeki uçan aracın, ne olduğu anlaşılamadı. O günden bu güne kadar teknolojide elde edilen gelişmeye rağmen, UFOlar hakkında tam olarak gerçeğe kimse yaklaşamıyor. Yine de UFOların tanımına dair bazı teoriler geliştirilebiliyor. İşte bunlardan bazılar;
Diğer gezegenlerden, güneş sistemlerinden, galaksilerden ya da boyutlardan gelen gemilerdir.
Psişik insanların görebildiği, hayalet gibi varlıklardır.
Gezegeninin geçmişini keşfe çıkan ve geleceği kurtarmaya çalışan zaman yolcularıdır.
Melekler gibi ışıktan var olan, dini varlıklardır.
Bilinç üstünün veya dünya ruhunun tezahürüdür.
Dev güçlerin, tüm dünyadan sır gibi sakladıkları, çalışmalarına gizlice devam ettikleri savaş araçlarıdır.
Biz şimdi bu geliştirilen teorilerden birinci teoriyi savunmaya çalışacağız.
Nerelere Neden Geliyorlar?
Dünyamızın tümü "ley hattı" olarak tanımlanan enerji hatlarıyla kaplanmış durumda. İngiltere'deki Stanahenge, Türkiye'deki Peri Bacaları, Nemrut gibi. Tıpkı insan vücudundaki şaklar, yani akupunktur noktalarının birleştiren çizgiler gibi. UFO'lar da bu enerji hatlarını takip ederek yollarını buluyorlar ve kimi ihtiyacı olduğu için, kimi ise yeni ve denenmesi gereken kaynak olduğu için bu enerjileri emiyorlar. Ley hatları, dünya üzerinde önemli ve eski tüm mekanların birbiriyle bağlandığı soyut ağ yapısı olarak tanımlanıyor. Düz hatlardan oluşan karmaşık ağ, höyükleri, tepeleri, eski kiliseleri, mezar tümseklerini, tarih öncesi yerleşim alanlarını içeriyor. UFOloglara göre dünyanın dört bir yanını saran, önemli ve gizemli yapıların bulunduğu bu hatların bir çoğu Anadolu ve İstanbul'da. Bu nedenle topraklarımızın UFOlar için önemli olduğu inanılıyor. Özellikle Nemrut - Truva, Truva - Gize, Nemrut - Gize hatları onlar için çok önemli.
Neye Benziyorlar?
Şahitlerin verdiği ifadelere göre uzaylılar da çeşit çeşit. Ama en çok bilinenler hani şu yerde gördüğümüz kısa boylu büyük kafalı ve iri gözlü olanlar. Genel olarak hiç yaşlanmadan binlerce yıl yaşayabiliyorlar. Hatta çoğu ölümsüz(üzülmeyin onlarla aynı bilinç düzeyine geldiğimizde bizler de ölümsüz olabilirmişiz). Telepati yoluyla anlaşıyorlar. Fiziksel özelliklerine gelince. Çok iri, simsiyah gözleri var. Gözbebeklerinin etrafında bizlerde olduğu gibi beyaz bir tabaka yok. Hafif sivri ve uzun çeneliler. Dudakları ince bir çizgi halinde. Yüzlerinin ortasında buruna benzer iki adet nokta var. Vücutlarında hiç saç ve tüy yok. Boyları 1.30-1.40 m civarı. Kafaları vücutlarına göre daha büyük. Boyunları ince. İnce ve uzun kolları varı. Parmak sayıları 4-5-6 arasında değişiyor. Üstelik dostlar. Sizi kaçırdıktan sonra da ilk alıkları yere geri bırakıyorlar.
Uzaylılar Aramızda
Bu yüzyılın en popüler soruları "evrende yalnız mıyız?". Ve bunun türevi sorular, en popüler konusu UFO'lar en gözde canlıları ise hiç şüphesiz uzaylılardı. Onlar hakkındaki şaibeler her gün gündemimizi meşgul ederken, yaygın bir uzaylı imajı da neredeyse kesin çizgilerle belleklerimize yerleşti. Söylenenlere göre her gün dünyamızı izliyorlar, kimine göre aramızda dolaşıyorlar, ışık hızıyla hareket edip istedikleri yere anında ışınlanıyorlar, yemek yemiyorlar, telepati yoluyla anlaşıyorlar, istediklerinde görünmez oluyorlar, galaksiden galaksiye uçuyorlar, arada bir de dünyamızı ziyaret ediyorlar.
Anlayacağınız var olduğu söylenen bu yaratıklar aynen de bizim bilim kurgu filmlerinde rastladığımız gibi yaşıyorlar. Kimi zaman gökyüzündeki ışık topu gözlemleriyle, kimi zaman spekülasyonlarla ama çoğu zaman Hollywood kanalıyla hayatımıza giriyorlar.
Geçtiğimiz temmuz ayında yaşanan iki önemli olayla ülkemizde geniş yankı uyandıran UFO kavramı çoğu zaman dünyayı da meşgul etmişti. İlkli, haziran ayında Alanya'da net şekilde gözlenen ve bir UFO araştırmacısı tarafından da görüntülenen UFO olayıydı.






